1. Ana Sayfa
  2. Microsoft Azure
  3. Disaster Recovery As A Service – Bölüm 1

Disaster Recovery As A Service – Bölüm 1

Günümüzde bir çok uygulama ya da hizmet için “As a Service” kavramı kullanılmaktadır. Son dönemlerde “As a Service” olarak en çok beklediğim ve ilgimi çeken iki kavram mevcut. Bunlardan biri “Desktop As A Service” yani uzak masaüstü ya da özelleştirip uygulamaların yayınlanması ve bunun için klasik bulut modelinde olan kullandığın kadar öde, esnek yapı gibi kavramlar olmazsa olmazdır. Bir diğeri ise “Disaster Recovery As A Service (DRaaS)”; son yıllarda bolca konuşulan neredeyse her kurum ya da firmanın gündemine giren bir konu olarak karşımıza çıkan Felaket Kurtarma Senaryolarının bir servis olarak sunulması.

Kavramı biraz genişletmek gerekir zira günümüzde birçok teknoloji firması Disaster Recovery senaryolarını hizmet olarak sunduğunu iddia etmektedir. Öncelikle “As A Service” nasıl olur kısmını tanışalım ki bu sunulan hizmetlerin hangisi bizim için DRaaS çözümü olabiliri netleştirmeye çalışalım.

Kişisel görüşüm olarak sunduğum “As A Service” tanımından yola çıkalım:

Herhangi bir hizmetin bizim adımıza yönetilmesi; otomatize, esnek ve büyüyebilir olmasıdır. Kullandığımız kadar ödemeli ve teknik aksaklıklar sebebi ile hizmet kesilmeyecek kadar yüksek erişilebilir yapısı kurulu olmalıdır. Arzu edenler için mail hizmeti “As A Service” olarak sunulabilmeli istenmeyen için sanallaştırma platformu “As A Service” olabilmelidir. Aslında en basit ve en genel kullanımdaki iki örneğini vermiş olsam da günümüzde neredeyse her teknoloji As A Service şeklinde sunulabilmektedir.

Peki o halde DRaaS kısmında neler olmalı ve Felaket Kurtarma Senaryosu ne zaman “As A Service” olarak anılmalıdır? Aşağıdaki özelliklere sahip ise benim tanımımca uygundur.

  • Esnek olmalıdır
  • Otomatize olmalıdır
  • Platform bağımsız destek sunmalıdır
  • Uygun maliyeti ile sürdürülebilir olmalıdır
  • Kullandığım kadar öde modelinde olmalıdır
  • Sabit giderleri ve ön görülebilir fiyatlandırması olmalıdır
  • Uygulamaların ya da hizmetlerin kesintisiz devamlılığını sağlamalıdır.
  • SLA ile yüksek erişilebilirliğini kanıtlamalıdır
  • Kritik verilerin de içinde bulunacağı bir ortam olduğundan uluslararası güvenlik sertifikalarına sahip olmalıdır
  • Mevcut yapı ve çözümler ile entegre olmalıdır
  • Kolay kurulur ve yönetilebilir olmalıdırJ

Tanımlar güzel pek de açıklama ihtiyacı yok ama ufak bir gerçek hayat senaryosu ile detaylandıralım isterim.

ABC San. Tic. A.Ş. firmasının üretim ortamında yaklaşık 35 sanal makine ile mail, bütünleşik iletişim, dosya sunucusu, CRM, ERP, HR gibi ihtiyaç duyduğu tüm uygulamaları barındırmaktadır. Altyapısını geçtiğimiz yıl içinde güncelleştirmiş ve yapıya;

  • 10 GB backbone switch mimarisi
  • 1 GB kenar switch mimarisi
  • 2 CPU 128 GB Ram 10 GB NIC bulunan 4 adet sunucu
  • 10 TB toplam disk alanı olan Depolama mimarisi
  • Güvenlik, sanallaştırma ve yönetim yazılımlarını dâhil etmiştir.

Kurulum ve bakımları hariç neredeyse 120.000 $ gerektiren bu yatırım için tabiki yönetimden zorlukla izin alınmıştır. Her şey yolunda gitmiş tüm altyapı güncellenmiş ve IT departmanı rahat bir nefes alıp rutin işlerini devam etmeye başlamıştır. Hatta yaz tatil planları bile yapmaktadırlar J Fakat…

İşte hikâye tam bu noktada başlıyor. Ön görülemeyen bir kesinti sebebi ile firmanın hizmetleri yaklaşık yarım gün aksıyor, ne üretimden gelen raporlara ne de satışın ihtiyacı olan stok bilgilerine erişilebiliyor. Üstüne tüm telefonların entegre olduğu Lync ve Exchange de durunca çalışanlar için bayram havası olan, çay kahve dedikodu dolu saatler yaşanırken IT departmanı tarihi boyunca görmediği bir baskı ve stres altında sorunun çözümü için ter döküyor. Kim bilir sorunun çözümü gecikirse belki de sıkıntı bu kadar ile kalmayacak ve yeni bir işin zorunlu arayışları başlayacak.

Neyse sorun çok geçmeden düzeliyor ve herkes işine geri dönüyor. İlk kriz atlatılınca tekrarlamaması için ne gerekir soruları dönmeye, yapılan büyük yatırımın değeri sorgulanmaya başlıyor.

Hikâyenin sonu bizi tedirgin etse de biz yazımıza çıkardığımız dersler ile geri dönelim ve gelin birlikte bu firmanın DRaaS hizmeti almasının mantıklı ve ortalama ne kadara mal olabileceğini tartışalım.

Öncelikle:

  • Üretim, satış gibi departmanların modern çağın gereksinimleri ile her şeyinin elektronik ortamda olduğunu hiç unutmayalım
  • Bu ortamın sürdürülebilirliğini konuşalım
  • Beklenmeyen sorunlarda en hızlı geri dönüşü nasıl sağlarızı tartışalım
  • Hizmet kesintisinin bize oluşturduğu mali yükü tartışalım
  • DRaaS maliyeti ile hizmet kesintisinin alternatif maliyetini konuşalım

Bu maddeleri aslında uzun uzun akademik bir içerik gibi bile tartışabiliriz fakat firmadan firmaya değişiklik gösterebilir. Ağır sanayi üretimi olan bir firma ile dağıtım ağı olan bir satış firmasında ihtiyaçların önceliği ve kesintilere karşı tepki süresi değişiklik gösterecektir. İyisi mi herkese bu başlıkları kendi firmasını göz önünde bulundurarak sorgulaması için vakit verelim.

Gerçek hayat senaryosu dediğimize göre bu yazının devamında da açıklayacağımız Microsoft Azure Recovery Services ile bir DRaaS yapısı kurulsaydı maliyeti ne olurdu diye hesap yapalım hızlıca. Bu hesap ile yukarıdaki maddeleri tartışırken size yol göstermesi için de kaynak sunmuş olalım.

Hesap tablosu içinde geçen tüm kavramlara yazının devamında değineceğim o sebeple şimdilik sadece rakamlar üzerine odaklanabiliriz.

ABC firmasının sunucu yapısını bir görelim önce:


Resim-1

Ortalam değerler ile sanallaştırma platformunda çalışan bu yapı için Azure üzerinde iki hesap ile ilerleyeceğiz.

DRaaS olarak Azure Recovery maliyeti:

Bu maliyet kalemi içerisinde 35 sanal makinenin Azure üzerine replikasyonu, toplam disk alanından biraz daha fazla Azure disk alanı, Site to Site VPN maliyeti ve tabiki data transferi bulunmakta. Bu kavramların detayı için de sabırsızlanmayın yazının devamında mevcut.


Resim-2

Nereden çıktı bu maliyetler ben de kendi yapıma göre hesaplayabilir miyim derseniz aşağıdaki linkten siz de tüm bileşenlerin maliyetlerini güncel olarak görebilirsiniz

http://azure.microsoft.com/en-us/pricing/details/site-recovery/

IaaS olarak Azure maliyeti:

Bir de felaket gerçekleştiğinde bu yapının Azure üzerinde çalışmaya başladığını artık production olarak hayata geçtiğini düşündüğümüzde maliyetimiz ne oluyor bunu da konuşalım:


Resim-3

Oluşan maliyet çok yüksek gibi mi göründü? Çok normaldir zira 35 adet farklı büyüklükte makineyi Azure üzerinde çalıştırmanın tabi ki bir maliyeti vardır. Fakat biz senaryomuz gereği bu maliyete katlanmayacağız. Azure üzerinde kullandığın kadar öde modeli ile hizmet alımı olduğundan dolayı siz felaket anında kesinti yaşadığınız süre boyunca bu hizmeti alacaksınız. Yani kesintiniz 1 gün sürerse;


Resim-4

Tabloda da gördüğünüz gibi bu yapı için yaklaşık 377$ ödeme yapacaksınız.

Şimdi fiyatları tekrar gözden geçirin ve bu kadar kritik biz hizmetin devamlılığı için aylık 1.500 $ ve kesinti anında günlük 377$ civarı tutan maliyetler hala gözünüze çok geliyor mu?

Çok eminim ki şuan daha insaflı bir fiyat ve daha kabul edilebilir bir çözüm ile karşı karşıyasınız J

İlk bölümün özeti:

DRaaS senaryoları iyi planladığında ve hayat geçirildiğinde hem IT’nin hem de firmanın kaderini etkileyebilir. Korkulduğu kadar büyük maliyetlere sahip olmayan bu çözümlerde bulutu kullanmak yeni başlayan ve hızla büyüyeceğini düşündüğüm bir trend olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yazının gelecek bölümünde ise Azure Recovery Services özelliği ve detaylarını konuşacağız.

Bu konuyla ilgili sorularınızı https://forum.mshowto.org linkini kullanarak ulaşacağınız forum sayfamızda sorabilirsiniz.

Referanslar

www.mshowto.org

Yorum Yap

Yazar Hakkında

Ertan Gülen 1986 istanbul doğumludur. 10 yılı yakın bir süredir bilişim sektörünün içerisinde farklı rollerde görev almaktadır. Bilge Adam BTA‘da eğitmenlik ve danışmanlık, Microsoft Türkiye'de Server and Tools ekibinde İş Ortakları Teknoloji Danışmanı, Avnet Türkiye'de Microsoft ürünlerinden sorumlu teknik danısman gibi görevlerde bulunmuştur. Netaş Telekomunikasyon AŞ bünyesinde Kurumsal Uygulama Çözümleri uzmanı olarak çalışmaktadır. Son dönemin yükselen trendlerinden bulut teknolojileri ile ilgilenmekte, sanallaştırma ve system center projelerinin planlamasında görev almaktadır. Azure ile çok farklı projelere imza atmakta ve farklı sektörler için bulut çözümleri üretilmesine katkı sağlamaktadır. MVP: Hyper-V (2012-2013- 2014 ) MCSE: Private Cloud vExpert : (2011) Hp AIS, ASE gibi sertifikalara sahiptir.

Yorum Yap